Da Vinci Şifresi
Musée du Louvre.
Gözleri büyük yapının tamamını görmek için nafile bir girişimde bulunduğunda, Langdon tanıdık bir merak duydu. Louvre’un görkemli cephesi, insanı hayrete düşürecek kadar geniş meydanın karşısında, Paris semalarında yükselen bir kale gibi duruyordu. Uç uca eklenmiş üç Eyfel Kulesi uzunluğundaki Louvre, at nalı şekliyle Avrupa’daki en uzun binaydı. Müzenin kanatları arasındaki doksan üç bin metre karelik açık meydan bile , cephenin görkemiyle yarışamazdı. Langdon bir keresinde Louvre’un çevresi etrafında yürüyerek, beş kilometrelik yol katetmişti. (S.26)
…Langdon genç bir astronomi öğrencisiyken, Venüs gezegeninin her dört yılda bir ekliptik semada beş köşeli mükemmel bir yıldız çizdiğini öğrendiğinde çok şaşırmıştı. Eskiler bu fenomeni keşfettiklerinde öylesine büyülenmişlerdi ki, Venüs ile onun beş köşeli yıldızı mükemmellik, güzellik ve cinsel aşkın sembolü haline gelmişlerdi. Eski Yunan’da, Venüs’ün büyüsüne övgü olsun diye, onun dört yıllık devrini Olimpiyat Oyunları’nı düzenlerken kullanmışlardı. Bugünlerde pek az insan, dört yılda bir yapılan modern Olimpiyat Oyunları’nın hala Venüs’ün devrelerini takip ettiğinin farkındadır. Bundan daha da az insan, beş köşeli yıldızın Olimpiyat amblemi olmak üzereyken son anda değiştirildiğini bilir, oyunların çok kapsamlı ruhunu ve ahengini daha iyi yansıtması amacıyla beş köşeli yıldız, iç içe geçen beş halkayla değiştirilmiştir. (S.47)
Da Vinci tarihçiler için, özellikle Hristiyan geleneğinde daima zor bir konu olmuştu. Önsezileri kuvvetli birvdahi olmakla birlikte, göze çarpan bir homoseksüel olmakla birlikte doğanın ilahi düzenine tapan biriydi. Bu ikisi onu Tanrı’ya karşı sürekli günah işleyen biri haline getiriyordu. Ayrıca sanatçının tuhaf davranışları ona şeytani bir hava veriyordu: Da Vinci insan anatomisi üzerinde çalışmak için cesetleri mezardan çıkarır, ters el yazısıyla gizemli günceler tutar, kurşunu altına döndürecek simya gücüne sahip olduğuna ve ölüme erteleyecek bir iksir yaratarak Tanrı’yı kandırabileceğine inanırdı. Daha önce hiç düşünülmemiş korkunç savaş ve işkence silahları icat ederdi. (S.57)