Beş Şehir
Bugün Saraçhane, Okçular, Sedefçiler, Çadırçılar gibi sadece bir semti gösteren adlar bundan yetmiş seksen yıl önce bile arı kovanı gibi intizamla işleyen, şehrin hayatında, refahında mühim bir yer tutan, titiz el işleriyle gündelik eşyaya bir sanat çeşnisi veren bir yığın küçük sanatın hususi çarşı ve atelyeleriydi. Çoğu kendimize mahsus yaşama şekillerine bütün bir cevap veren bu çarşılar şehrin asıl belkemiği idi. Istanbul’u onlar besliyor vevyine onlar şehrin iç çehresini yapıyorlardı. (S.19)
Evliya Çelebi’ye göre (Sultanahmet) camiin temel imamı, padişahın imamı olan ve kendisine de hocalık eden Evliya Efendi, temel şeyhi Üsküdarlı Celveti Şeyhi Aziz Mahmut Hüdayi Efendi, temel kadısı Karasünbüli Ali Efendi, mutemedi Kalender Paşa, temel nazırı Kemankeş Ali Paşa’dır.Bizzat Sultan Ahmed temelden çıkan toprağı eteğine doldurup taşımıştır. (S.39)
…Önce kim olduğumu, ne iş gördüğümü, Erzurum’da ne vakitten beri bulunduğumu, hocalarımın kimler olduğunu sordu. Sonra birden bire o günlerin aktivitesi olan medreselerin kapanmasına döndü ve bunun halk üzerindeki tesiri hakkında fikrimi almak istedi. Ses namına neyim varsa hepsini toplayarak, “Medrese survivance halinde bir müessese idi. Hayatta hiçbir müspet fonksiyonu yoktu. Kapatılmasının herhangi bir aksülamel doğuracağını zannetmiyorum” dedim.Atatürk bir kaşını kaldırarak, “evet, survivance halinde idi, survivance halinde idi.” diye kendi kendine düşünür gibi tekrar etti ve hemen arkasından “Ama bu gibi şeyler belli olmaz… O kadar emin olmayın!” Dedi. (S.175)